15 Şubat 2013 Cuma

NİYAZİ-İ MISRİ


NİYAZİ-İ MISRİ DİVANI

MEHDİ'NİN BENİ ASFAR İLE SAVAŞI

Muhakkikler dimişlerdür Benî Asfar durur Efrenc [1]
Delîl-i müntehâsıdur emân ile gelür İsveç
Benî asfar zuhûrunda dalâletler olur peyda
Tulû-ı kevkeb-i şarkdan mesâlibdür anun Mec
Milel küfründe bu kâfir nice sâl eyleye pervâz
Mukaddemden olur anun remîniyle Bisenc
Kara Eflak ile zıddeyn olur bunlar dahi ol
Tatar dahi ider yağma geçer suyu gözünü aç
Civâr-ı Tuna’da olan karındaşlar çeker zahmet
Dühûl-i erba’în içre sakın durma hemân kaç
Tetebbu eyle târihin tokuz tarh it birin al
Muhakkik evsatın ahz it müzekkerle olur ihrâc

Mehdî’nin gelmesinden önce zamanın çocuklarını yaşarlarsa görebilecekleri birçok alamet gelir. Beni Asfar’ın çıkması alametlerdendir. Onlar Bosna’ya saldıran Frenklerdir. Karadeniz tarafından Moskovalılar, onlara yardım edecekler. 

Allah Teâlâ izin verirse, galip gelirler, sözünün hükmünün açığa çıkacağı zaman gelecektir. Ve müslümanlar tarafından galibiyet vaki olacaktır. Ve insanlar Allah Teâlâ’nın izin vereceği zamana kadar güvende ve mutlulukta olacaklardır. 

Sonra Bizans şehirlerinin çoğunda, namaz kılmanın zorlaşacağı bir zaman gelecek. Bilakis oranın halkı Şam’a intikal etmede sıkıntı çekecektir. Kâfirlerin saldırıları Haleb’e kadar ulaşacak. Allah Teâlâ, Haleb’i de Şam’ı da onların istilalarından korusun. Şüphesiz mukaddes arz oraya delalet etmeyecektir.

İslamiyetin zevalinin sonlarına doğru Osmanlı Devleti hakikat ehlinin ittifakı ile Mehdî’nin zamanında sona erecektir. Nasıl ki İsâ aleyhisselâmın hilafeti, umumi hilafetin sonu ise, Mehdî’nin hilafeti de hususi ve Muhammedi hilafetin sonudur.

Benî asfar zuhûrunda dalâletler olur peyda
Tulû-ı kevkeb-i şarkdan mesâlibdür anun Mec
Benî asfar zuhûrunda sapıklıklar açığa çıkar
Doğudan bir yıldız doğar mesâlibdir anun Mec

Ahmed Bîcan, eseri Envâru’l-Âşıkîn’de Hz. Muhammed’e atfedilen şu rivayeti ve hadiscilerin yaptıkları yorumu aktarır: Hz Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle söylemiştir.
“Kıyamet altı nesneden sonra kopar: Veba yaygınlaşır, Beytü’l-Mukaddes açılır, tüm âlemde ölüm olur, 100 altının bile kişilerin ihtiyacını karşılamayacak şekilde zenginlik olur, Araplar arasında fitne yaygınlaşır, Müminler âlemi ele geçirir ve Beni Asfar ile anlaşma yaparlar. Daha sonra kâfirler anlaşmayı bozarlar ve galip gelirler. Bundan sonra benim ümmetime fitne ve savaş girer ve kıyamet kopana kadar fitne ve savaş sürer.

Muhaddisler der ki, Benî Asfar ile Frenkler birleşip her bir sancağın altında 12000 askerin bulunduğu 80 sancak ve toplamda 960.000 asker ile Batıdan hücum ederler. Fakat Müslümanlar, Kostantiniyye, Roma ve “Amûriyye” dışında Batıdan ve doğudan bütün dünyayı kâfirlerin elinden alır. Fakat bundan sonra hâkimiyet kâfirlerin eline geçer (Ahmed Bîcan 1301: 368)

İmam Mehdî İle Asfaroğullarının Büyük Savaşı
Bistamî’nin Cifr’ul Câmi isimli kitabında Mim harfi ile Hıristiyan taifesi arasında büyük bir harp olacağını belirtir. Mim harfinden maksadın İmam Muhammed Mehdî aleyhisselâm olduğu da açıklanmaktadır.

Daha sonra Küçük Savaş da denilen Cezire-i Rumiyye (Rum Adası) Cengi olacağı ve Mehdî aleyhisselâmın Rum adasını fethedeceği ifade edilir. (Cezire-i Rumiyye: ya Anadolu, yada İtalya)

Kitaptaki resimin konu metnide şu şekilde açıklanmaktadır: “Müellif, Rumiyye adasının tasviri içinde olan şehirleri hisarları ile altın kaplı ve içinde altından “maksure” li kilisesiyle bu mahalde birkaç surete işaret edip sonra tasvir itmeyip bir bir işaret olundu. Bu mahalde İmam Mehdî ile Asfaroğulları arasındaki büyük savaş tasvir olundu” ve ortadaki yüksek tepenin solunda, haç alemli siyah sancak ve üzerine sarık sarılmış fesleriyle Asfaroğulları taraftarları bekleşirken tepenin sağında kırmızı sancaklarıyla Mehdî taraftarları yer almaktadır. Tepenin ön tarafında atlı Mehdî askerleri, kaçışan, atlı Asfaroğulları askerlerini kovalamaktadır. Yerde ise Asfaroğulları askerlerine ait kesik kol ve kafalar saçılmıştır.

Mehdî aleyhisselâmın çıkışından evvel onun devletinin belirmesi amacıyla her tarafı aydınlatan kuyruklu bir yıldız doğacağı şeklinde rivayete rastlanmaktadır. 


Tatar Sipahilerinin Mehdî Askerleri İle Buluşmaları
Mehdî’nin ortaya çıkışından önce Maveraünnehir’de Haris isimli birinin ortaya çıkacağı geçmektedir. Bu kişi askerlerinin öncülüğünü Mansur adlı bir Tatar yiğidine verir. Mansur askerleriyle memleketinden çıkarak Mehdî askerlerine karışır. Mehdî askerleri ile Edirne üzerinden gelen Tatar sipahilerin buluşurlar.
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder